Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocukluk çağının en sık görülen nörogelişimsel bozukluklarından biridir. Bu durumun etiyolojisinde genetik, nörobiyolojik ve çevresel faktörler rol oynarken, son yıllarda beslenme ilişkili faktörlerin DEHB bulguları üzerindeki etkisi bilimsel araştırmaların odağında yer almaktadır. Beslenme düzeni ve vitamin mineral yeterliliğinin, dikkat, konsantrasyon ve davranışsal düzenleme üzerinde önemli etkileri olduğu klinik çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu derleme, çocukluk çağı dikkat eksikliğinde beslenme yaklaşımları ve takviye stratejilerini kanıt temelli olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
DEHB, dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellikle ile karakterize, nörogelişimsel bir bozukluktur. Amerikan Psikiyatri Birliği'nin DSM-5 tanı kriterlerine göre, semptomlar en az 6 ay boyunca devam etmeli ve çocuğun gelişim düzeyiyle uyumsuz olmalıdır (1). DEHB prevalansı, okul çağı çocuklarında dünya genelinde %5-7 arasında değişmektedir (1). Erkek çocuklarda kızlara göre 2-3 kat daha sık görülmektedir. Bozukluğun nedenleri multifaktöriyeldir; genetik yatkınlık, nöroanatomik farklılıklar, nörotransmitter dengesinde bozukluklar ve çevresel faktörler patogenezde rol oynar.
DEHB’de beynin dikkat, planlama ve davranış kontrolünden sorumlu bölgelerinde işleyiş farklılıkları bulunduğu gösterilmiştir. Özellikle prefrontal korteks, striatum ve serebellum gibi merkezlerde gözlenen bu farklılıklar, odaklanma güçlüğü ve dürtü kontrolü sorunlarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu süreçte dopamin ve noradrenalin gibi bazı beyin kimyasallarının dengesi önemli rol oynar. Bu kimyasalların işlevindeki bozulma, dikkat dağınıklığı, hareketlilik ve dürtüsellik gibi belirtilerin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir.
Beyin, metabolik olarak en aktif organdır ve optimal fonksiyonu için spesifik makro ve mikronutrientlere gereksinim duyar. Çocukluk çağında, hızlı nörogelişim süreci nedeniyle nutrisyonel yetersizlikler, kognitif ve davranışsal fonksiyonları olumsuz etkileyebilir.
Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi kritik nörotransmitterlerin sentezi, spesifik aminoasitler, vitaminler ve minerallere bağımlıdır. Örneğin, tirozin dopamin ve norepinefrin öncüsüdür; triptofan ise serotonin sentezinde substrat olarak kullanılır. Bu nörotransmitterlerin biyosentezinde demir, çinko, magnezyum ve B vitaminleri kofaktör olarak görev yapar (2). Beyin dokusunun %60'ı lipidlerden oluşur ve özellikle omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA), nöronal membran bütünlüğü ve sinaptik plastisite için kritiktir. Dokosaheksaenoik asit (DHA) ve eikosapentaenoik asit (EPA), nörotransmitter reseptör fonksiyonunu, membran fluiditesini ve sinyal transdüksiyonunu etkiler (3).
Çeşitli mikronutrient eksikliklerinin, DEHB semptomlarıyla ilişkili olduğu epidemiyolojik ve klinik çalışmalarla gösterilmiştir.
Beslenme düzeni ve makro besin dağılımının, kan şekeri dengesi, inflamatuar süreçler ve nörotransmitter sentezi üzerinde etkileri olduğu bilinmektedir; bu mekanizmalar üzerinden DEHB semptomlarının da modüle edilebileceği düşünülmektedir. Özellikle yüksek glisemik indeksli besinlerin hızlı kan şekeri artışına ve ardından reaktif hipoglisemiye yol açarak irritabilite, odaklanma güçlüğü ve hiperaktiviteyi tetikleyebileceği öne sürülmektedir. Bu nedenle düşük glisemik indeksli, liften zengin kompleks karbonhidratların tercih edilmesi glisemik stabilite açısından önem taşır. Ayrıca yeterli protein tüketimi, dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin öncülleri olan tirozin ve triptofanın sağlanması için kritik olup; özellikle sabah öğünlerinde protein içeriğinin artırılmasının dikkat ve konsantrasyon üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceği gözlemsel çalışmalarla bildirilmiştir. Buna ek olarak, bazı sentetik gıda katkı maddelerinin (örneğin sodyum benzoat, tartrazin, sunset yellow) duyarlı çocuklarda hiperaktivite ve dikkatsizliği artırabileceği ifade edilmektedir. Nitekim Southampton çalışması, yapay renklendirici ve koruyucuların eliminasyonunun belirli çocuk gruplarında davranışsal iyileşme sağlayabileceğini göstermiştir (7).
Modern bilim, dikkat ve bilişsel fonksiyonların yalnızca genetik ve çevresel faktörlerden değil, aynı zamanda beslenme, vitamin mineral durumu ve hücresel enerji metabolizmasından da etkilendiğini göstermektedir. Dolayısıyla vitaminler, mineraller, omega-3 yağ asitleri, aminoasit türevleri ve polifenoller gibi belirli besin öğeleri; beyin fonksiyonlarını destekleyici tamamlayıcı yaklaşımlar arasında değerlendirilmektedir. Bu destekler, medikal tedavilerin yerine geçmez; ancak uygun vakalarda, kişiye özel fonksiyonel tıp bakış açısıyla kombine edildiğinde bilişsel performansı, odaklanmayı ve genel nörolojik sağlığı destekleyebilir.
Omega-3'ün üç temel formu bulunur:
Vücuttaki dönüşüm kapasitesi sınırlı olduğundan, aktifi EPA ve DHA’yı doğrudan almak önemlidir.
Omega-3 PUFA'lar, özellikle DHA ve EPA, beyin gelişimi ve fonksiyonu için esansiyeldir. DEHB'li çocuklarda plazma omega-3 düzeylerinin kontrol gruplarına göre anlamlı derecede düşük olduğu meta-analizlerle gösterilmiştir (3). Bu yağlar, mutluluk ve motivasyonla ilişkili dopamin ve serotonin gibi beyin kimyasallarının dengelenmesine yardımcı olur. Beyin hücrelerinin zar yapısını destekleyerek hücrelerin birbirleriyle daha sağlıklı iletişim kurmasını sağlar. Aynı zamanda beyindeki iltihabi süreci (nöroinflamasyon) azaltmaya destek olur, bu da beynin daha sakin ve dengeli çalışmasına katkı verir. Öğrenme, hafıza ve odaklanma için gerekli olan sinir hücreleri arasındaki bağlantıların güçlenmesine yardımcı olur. Bu yüzden omega-3, dikkat, ruh hali dengesi ve genel beyin sağlığını desteklemek için önemli bir besin kaynağıdır.
Klinik Kanıtlar: Randomize kontrollü çalışmalar, omega-3 suplementasyonunun (özellikle yüksek EPA/DHA oranı) DEHB semptomlarında, özellikle dikkatsizlik ve hiperaktivite skorlarında iyileşme sağladığını göstermiştir (3). Günlük 500-1000 mg EPA+DHA kombinasyonu önerilmektedir.
EPA – DHA Kaynakları (en etkili)
| Besin | Ortalama EPA+DHA |
| Somon | ~1–2,5 g / 100 g |
| Sardalya | ~1–2 g / 100 g |
| Uskumru | ~1–1,7 g / 100 g |
| Hamsi | ~1–1,5 g / 100 g |
| Ton balığı | ~0,3–1,5 g / 100 g (türe göre değişir) |
Bitkisel Kaynaklar (ALA)
Keten tohumu — ~22 g/100 g ALA
Chia tohumu — ~17 g/100 g ALA
Ceviz — ~9 g/100 g ALA
ALA’nın EPA/DHA’ya dönüşümü düşüktür (~%5 civarı).
Demir, dopamin, norepinefrin ve serotonin sentezinde görev alan tirozin hidroksilaz ve triptofan hidroksilaz enzimlerinin kofaktörüdür. Ayrıca, miyelinizasyon ve enerji metabolizması için kritiktir.
DEHB ve Demir İlişkisi: Çalışmalar, DEHB'li çocuklarda serum ferritin düzeylerinin kontrol grubuna göre daha düşük olduğunu göstermiştir (4). Ferritin düzeyi <30 ng/mL olan DEHB'li çocuklarda semptomların daha şiddetli olduğu rapor edilmiştir.
Demir Suplementasyonu: Demir eksikliği saptanan DEHB'li çocuklarda demir replasmanının (80 mg/gün elemental demir, 12 hafta), hiperaktivite ve impulsivite skorlarında iyileşme sağladığı randomize kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir (4).
Diyet Kaynakları:
Çinko, 300'den fazla enzimatik reaksiyonda kofaktördür ve dopamin, GABA ve melatonin metabolizmasında rol oynar. Ayrıca, çinko metilfenidat metabolizmasını etkiler.
Klinik Kanıtlar: Meta-analizler, DEHB'li çocuklarda serum çinko düzeylerinin anlamlı derecede düşük olduğunu göstermiştir (5). Çinko suplementasyonunun (15-30 mg/gün, 12 hafta), özellikle bazal çinko düzeyi düşük olan çocuklarda, hiperaktivite ve dürtüsellik semptomlarında iyileşme sağladığı rapor edilmiştir (5).
Diyet Kaynakları:
Magnezyum, N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptörlerini bloke ederek nöroprotektif etki gösterir ve GABA sentezinde rol oynar. Ayrıca, nöromusküler iletim ve enerji metabolizması için esansiyeldir.
DEHB'de Magnezyum Eksikliği: Çalışmalar, DEHB'li çocukların %25-30'unda hipomagnezeminin bulunduğunu göstermiştir (6). Magnezyum eksikliği, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü ve uyku bozukluklarıyla ilişkilidir.
Suplementasyon Çalışmaları: Magnezyum takviyesinin (6 mg/kg/gün, 6 ay), özellikle hipomagnezemik DEHB'li çocuklarda, hiperaktivite ve dikkatsizlik skorlarında iyileşme sağladığı gösterilmiştir (6).
Diyet Kaynakları:
B vitaminleri, özellikle B6 (piridoksin), B9 (folat) ve B12 (kobalamin), nörotransmitter sentezinde kofaktör olarak görev yapar.
Vitamin B6: Dopamin, serotonin ve GABA sentezinde kritik enzim olan aromatik L-aminoasit dekarboksilazın kofaktörüdür. DEHB'li çocuklarda B6 suplementasyonunun (60 mg/gün) semptomlarda ılımlı iyileşme sağladığı küçük ölçekli çalışmalarda rapor edilmiştir.
Folat ve B12: Metilasyon reaksiyonlarında esansiyeldir ve nörotransmitter metabolizmasını etkiler. Eksikliklerinin, kognitif fonksiyon bozukluğu ve depresif semptomlarla ilişkili olduğu bilinmektedir.
Diyet Kaynakları:
Bazı çocuklarda spesifik gıdalara karşı duyarlılık veya alerjinin DEHB semptomlarını agrave edebileceği hipotezi mevcuttur. Oligoantigenik diyet (kısıtlı eliminasyon diyeti) yaklaşımının, seçilmiş hasta gruplarında semptomlarda iyileşme sağladığı rapor edilmiştir (8). Ancak, bu yaklaşım ancak deneyimli diyetisyen süpervizörlüğünde ve nutrisyonel yeterliliğin korunması koşuluyla uygulanmalıdır.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda (DEHB) beslenme, davranış ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde önemli rol oynayabilir. Araştırmalar; kan şekeri dengesi, mikronutrient durumu, bağırsak-beyin ekseni ve inflamasyonun DEHB semptomlarını etkileyebileceğini göstermektedir. Bu nedenle bazı beslenme stratejileri, medikal tedaviye destekleyici olarak değerlendirilmektedir.
Bu yaklaşım; enerji dalgalanmalarını, irritabiliteyi ve dikkat düşüşlerini azaltmaya yardımcı olur.
Bazı çocuklarda gıda katkı maddelerinin hiperaktiviteyi artırabildiği çalışmalarda bildirilmiştir.
Omega-3 yağ asitleri, beyin işlevlerini ve odaklanmayı destekleyen en önemli beslenme faktörlerinden biridir.
Vitamin ve mineral takviyeleri, laboratuvarla doğrulanmış eksikliklerde ve uzman önerisiyle kullanılmalıdır. Özellikle dikkat edilen besin öğeleri:
Besin takviyeleri, dikkat eksikliği ve genel sağlık yönetiminde destekleyici rol oynayabilir; ancak güvenli ve doğru kullanım büyük önem taşır. Takviyeler hiçbir zaman farmakolojik tedavilerin yerine geçmez, yalnızca bütüncül bir yaklaşımın parçası olarak değerlendirilebilir.
Takviye kullanımı planlanırken mutlaka bireysel ihtiyaçlar, laboratuvar sonuçları ve klinik değerlendirme göz önünde bulundurulmalıdır. Eksiklik şüphesi olan vitamin ve minerallerin laboratuvar testleriyle doğrulanması önerilir. Bu süreç, hekim ve diyetisyen gözetiminde yürütülmeli ve uygulanacak doz ile kullanım süresi kişiye göre belirlenmelidir.
Ayrıca her takviyenin potansiyel yan etkileri ve ilaç etkileşimleri olabileceği unutulmamalı; düzenli izlem ve gerektiğinde doz ayarlaması sağlanmalıdır. Ürün seçerken kalite, saflık, üretim standardı ve güvenilir marka tercih etmek esastır.
Doğru takviye, doğru doz ve profesyonel takip ile destekleyici beslenme stratejileri; tedavi sürecini güçlendirebilir ve semptom yönetiminde olumlu katkı sağlayabilir
Nutrisyonel faktörler, çocukluk çağı dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun multifaktöriyel etiyolojisinde önemli rol oynamaktadır. Omega-3 yağ asitleri, demir, çinko, magnezyum ve B vitaminleri gibi mikronutrientlerin, nörotransmitter sentezi, beyin yapısı ve fonksiyonu üzerindeki kritik etkileri kanıt temelli olarak gösterilmiştir (2-6).
Dengeli ve nutrisyonel açıdan yeterli beslenme düzeninin sağlanması, mikronutrient eksikliklerinin belirlenmesi ve düzeltilmesi, işlenmiş gıdalar ve yapay katkı maddelerinden kaçınma, DEHB yönetiminde önemli adjuvan stratejilerdir (7,8). Spesifik mikronutrient suplementasyonu, laboratuvar doğrulaması yapılmış eksiklik durumlarında, hekim süpervizörlüğünde uygulanmalıdır.
Nutrisyonel müdahalelerin etkinliği, farmakolojik tedavi ve davranışsal terapilerle karşılaştırıldığında daha ılımlı olsa da, minimal yan etki profili, genel sağlığa katkısı ve farmakolojik tedaviye adjuvan potansiyeli nedeniyle klinik pratikte değerli bir yere sahiptir. Her çocuk için bireyselleştirilmiş, kanıt temelli ve multidisipliner bir yaklaşım, DEHB yönetiminde optimal sonuçların elde edilmesi için esansiyeldir.
Referanslar